Yılbaşı mı? Yok yok Chrıstmas….

Bana Londra’nın en güzel zamanını sorsalar tereddütsüz Christmas derim. Kuru soğuğuna, aydınlanmak bilmeyen sabahına ve hemencecik çöken akşam karanlığına rağmen çok güzel oluyor şehir. Öyle güzel süslüyorlar ki her tarafı insanın içine de bir mutluluk geliyor. Onlar farklı birşeyi kutlarken biz de kendimizce bir yılı daha devirmiş olmanın verdiği buruk sevinçle mutlu mutlu bakınıyoruz etrafa. Aslında onlar Christmas ile yılbaşını bağladıklarından yaklaşık 1 hafta-10 gün bayram havası esiyor sokaklarda. 24 Aralık gecesi yani Noel arefesi İsa peygamberimin doğduğu gece en kıymet verdikleri gece oluyor, aile yemekleri vs yedikleri. 25 Aralık sabahı da tam anlamıyla ölü bir şehre uyanıyorsunuz, Türk marketleri dışında heryer kapalı. O günden sonra da 1 Ocak sabahına kadar zaman zaman yarı zamanlı açılan resmi kurumlar eşliğinde tatilinize devam ediyorsunuz. Televizyonlarda yayınlanan 100 yıllık sıkıcı Noel filmlerinden hiç bahsetmiyorum.

Sanırım 1.5 ay önceden başlıyor hazırlıklar. Herkes evini süsleyerek başlıyor hazırlıklara, kesilen koca koca ağaçları evlerinin baş köşesine yerleştirip ışıl ışıl beziyorlar her yanını. Camları da dışardan görünecek şekilde ışıklandırmayı unutmuyorlar sağolsunlar. Gerçi perdeler zaten açık olduğu için rahatlıkla görebiliyorsunuz içerideki renk cümbüşünü. Bahçelerdeki minik çitleri hatta bazıları abartarak evin her tarafını ışıklandırıyor elektrik faturasını düşünmeden. Bize de izlemek düşüyor, bazen de böyle güzel fotoğraflar çekmek.  Aslında çok güzel fotoğraflarım vardı Christmas dönemlerinden kalma ama hepsi Londra’da kalan bilgisayarımdalar. O yüzden şuanda Londra’da olan arkadaşlarımdan fotoğraf desteği istedim, bolca yolladılar sağolsunlar.

Aralık ayı daha başlamadan daha çok büyük çaplı marketlerde Christmas hediyelikleri, yiyecekleri, çikolataları, alkolleri yerlerini alıyor gayet uçuk fiyatlarla. Ancak gün yaklaştıkça yapılan kademeli indirimlerle hepsi erişilebilir fiyatlara dönüşüyor. Hatta sabredip Christmas geçsin diye beklerseniz, inanılmaz ucuza alışveriş sepetiniz doluyor. Biz Londra da yaşadığımız 4 yıl boyunca Christmas ve Easter ertelerini fırsat bilerek çokça ucuz alışverişler yaptık. Tüm dünyada bilinen Black Friday ve Boxing Day indirimlerinden hiç bahsetmeyeceğim. Kur farkından darbe yediğimizden tüm yıl yapamadığımız kıyafet alışverişini bir defada yapmanın tam zamanı.

Bir de benim en çok sevdiğim kısım olan Christmas marketleri kuruluyor şehrin hatta ülkenin her yerinde. Bizdeki panayır konseptine benzer, içerisinde lunapark olan yada olmayan farklı türde ürünlerin satıldığı standlar topluluğuna veriyorlar bu ismi. El yapımı kokulu sabunlar, kadınlar ve erkekler için tasarlanmış çeşit çeşit takılar, müzik kutuları, dekoratif ev eşyaları, küçük hediyelikler, çikolata ve şekerlemeler satılan ürünlerden bazıları. Şimdiye kadar bu marketlerden ne aldın derseniz, açık yüreklilikle söyleyebilirim ki hiçbir şey almadım. Çünkü fiyatlar çok yüksek. Ama bol ışıklı süslemeler arasında dolaşmak insanı mutlu ediyor. Yine geçen yıl İnci Azra ya hamileyken gezdiğim marketlerin bir tanesinde çok güzel bir fotoğraf sanatıyla tanışmıştım. Doğadan çektikleri harflere benzeyen fotoğraflarla isim yazıyorlardı. Ne demek istediğimi anlayabildiniz mi bilmem ama “typography” diye taratırsanız müthiş örnekler göreceksiniz. Bir harfi 5 pounda sattıklarından almayıp, aynısını kendim yapmaya karar vermiştim. Aşağıdaki resimde görüldüğü üzere daha tamamlayamadım (N ve C) ama azimliyim. Sizce nasıl benzemiş mi?

Bu standların bir kısmında da farklı ülkelerin mutfaklarından yemekler satılıyor. Dini hassasiyetimizden dolayı her türlü yemeyi yiyememize rağmen oldukça fazla sayıda bulunan helal seçenekler bizi de mutlu etmeye yetiyor.

Christmas marketlerinin en büyüğü şehrin göbeğindeki Hyde Park’a kurulan Winter Wonderland. İsminden de anlaşılacağı üzere tam bir harikalar diyarı. Kapısında konuşan bir ağaç karşılıyor misafirleri ve içerisindeki büyüklere ve küçüklere hitap eden çeşit çeşit oyuncaklar ve cici cici hediyeler kazandıran şans oyunları sanırım gelen herkesin ordan mutlu ayrılmasına yetiyor. Ben ilk gittiğimde büyülendiğimi sanmıştım. Gerçekten harikalar diyarında gezer gibi hissettğimi hatırlıyorum. İnci Azra daha portakalda vitamin olduğu zamanlardı bunlar, hiçbir şeye şahit olamadı. Ama en yakın zamanda (en yakın seneye bu zamanlar) götürüp atlı karıncalarda doyasıya eğlendiğini izlemeyi planlıyorum.

                                  

Yine 2014 yılının Aralık ayında bir konferans için bulunduğumuz Birmingham şehir mezkezine kurulan devasa bir Christmas markete şahit olmuştum ki sanırım en iyilerden bir diğeriydi.

Neyse bunları yazıp fotoğraflara bakınca sanki oralarda tekrar gezmiş gibi oldum, iyi geldi. Sizin de yolunuz düşecekse mümkünse ayarlayın Aralık sonunda düşsün. Biraz soğuktur falan ama ışıl ışıldır Londra. Buradan hepinize iyi yıllar diliyorum. Ülkece bol ışıltılı günlerimiz olsun, 2017 bize çok iyi gelsin inşallah,

 

 

Yılbaşı mı? Yok yok Chrıstmas….
4.88 8 votes

2 Comments

  • Ayşe A.

    2016-12-27

    Değil mi yaa! Süslemeleri çok güzel oluyor gerçekten. Keşke burda biz de hep beraber yapsak da gözümüz şenlense.

    Reply
    • Nil Demir

      2016-12-27

      Bizde de yapılıyor, yapılmıyor değil ama sanırım onların şenliğine erişmemiz mümkün değil. Hele bu kara günlerde…

      Reply

Bir Cevap Yazın