Uçak mı? Yok Yok Uçmayak…

Bu yazıyı neden yazıyorum ben de gerçekten bilmiyorum. Çocukla uçak yolculuğu konusunda öneri falan verecek değilim zira kelin ilacı olsa kendi başına sürerdi. Biz İnci Azra 37 günlükten beri bolca uçak yolculuğu yaptık. Bunların 2 tanesinde yalnız, diğer 7 defasında ise eşimle birlikteydik. Öğrendiğim en süper şey uçakta check-in yaparken koltukları ortayı boş bırakacak şekilde seçmek oldu. Çünkü ortadaki tekli koltuğu eğer uçakta başka yerler varsa kolay kolay kimse seçmiyor. Tabi eşinle gidecek kadar şanslıysan.

İlk yolculuğumuz 40 uçurmaya Türkiye’ye uçtuğumuz zaman olmuştu. Hileli check-in tekniğiyle orta koltuğumuz boş kaldığından (tabi uçakta bolca boş yer olduğundan bu hile kimseye zarar vermedi) son derece rahat bir yolculuk yapmıştık. O zamanlar günün yüzde bilmem kaçını uyuyarak geçiren bebe uçakta da uçağın white noise etkisi yapan sesiyle 3 saat 30 dakikalık uçuşun 3 saatinde huzurla uyumustu. Tabi biz yine tedbiri elden bırakmayıp uçağın kalkış ve inişi sırasında mamayı biberonda hazır bulundurup aldığı kadarıyla vermeye çalışmıştık. Bu şekilde huzurlu geçen iki uçuşun üstüne ben son derece yükselmiş özgüven duygusuyla 3. yolculuğuma İnci Azra 5 aylıkken yalnız çıkma kararı aldım. Uzun süre kalmak üzere geldiğimden kanguru yerine bebek arabasını kullanmak zorundaydım ve son derece büyük olan arabamızın yaklaşık 1 saat gecikmeli elime ulaşmasıyla yolculuğum 3 kat daha kötü hale gelmişti diyebilirim. Uçuş süresi boyunca kızın yaptıklarından hiç bahsetmiyorum. Sanırım kesintisiz oturduğum süreler sadece kalkış, iniş ve 15 dakikalık uyku dönemleriydi. Onun dışında ağlama şiddetini azaltabilmek için sürekli uçakta gezmiş ve insanların anlamsız bakışlarıyla mücadele etmekten son derece yorgun olarak uçuşu tamamlamıştım.

Bu kötü tecrübemden sonra yalnız seyehat edememe kararı almama rağmen tam 6 ay sonra İnci Azra 11 aylıkken aynı hataya birkez daha düşmüş bulunmaktayım. Bu sefer arabanın yükü olmasın diyerek kanguru ile gitmeye karar verdim, ama unuttuğum iki şey varmış. Birincisi bizim kız artık 11 kilo ile arabadan daha ağır bir konumda ve ikincisi benim belimde küçükte olsa bir fıtık var. Bundan sonra unutmamam gereken bir diğer önemli bilgi ise kar yağışı nedeniyle ertelenen çokça uçuşun olduğu günün hemen ertesi günü uçulmazmış. Çünkü dünden kalma bütün yolcular o günkü uçuşun yolcularıyla aynı uçağa bindirilince 1 tane bile boş koltuk kalmaz ve 11 aylık bebek o uçağı kendine de annesine dar edebilirmiş. Uçağımız yoğun kar yağışı nedeniyle 2.5 saat rotar yapınca ve bu 2.5 saati de bize uçak içinde geçirttiklerinden dolayı 6 saatlik bir kabus yaşadım desem abartmış olmam sanırım. Bunda bizim kızın diş sancılarının ve henüz atlatamadığı viral enfeksiyonunun da etkisi olduğunu kabul ederek uçaktaki başka bir yolcudan bulduğum ağrı kesiciyi İnci Azra’ya vermeseydim sanırım ben de o da bayılacaktık. Surubun etkisiyle 2 saat uyudu da ben de uçaktakiler de rahat ettik. Ama uçağın inişe geçmesiyle kulağında hissettiği baskı sanırım o 2 saatin etkisini hepimize çabukça unutturdu ve ben uçaktan ağlayarak indim. Telefonda eşimle konuşurken ağzımdan çıkan kelimeler aynen şöyleydi bir daha asla yalnız uçmayacağım. Peki dönüşte ne oldu? Babamız yanımızdaydı, uçak boştu, önümüzde iki tane kız çocuk vardı, ve tüm bunların etkisiyle daha huzurlu bir uçuş geçirdik. Ama iniş sırasında yaşadığımız kulak ağrısına bir çözüm hala bulamadık. Evet biliyorum biberonla mama, o da olmazsa emzik vermek işe yarar diyorsunuz içinizden. Ama olmuyor işte, artık bebek olmadığı için mama saatleri o kadar kolay ayarlanamıyor, çocuk aç değilken mama emmiyor, ve en önemlisi eğer kulağında küçücük bir rahatsızlık hissettiyse ağzına biberon yada emziği kesinlikle almıyor. Gördüğünüz üzere tecrübelerime dayanarak sizlere çocuklu uçak yolculuğu için herhangi bir öneride bulunamadım, ama izninizle 9 uçuş sırasında edindiğim tecrübelere dayanarak uçaktaki çocuksuz yolculara çok güzel birkaç önerim olacak.

  • Hayatınızın bir döneminde çocuk, bir döneminde ise çocuklu olduğunuzu düşünürsek bu karşılaştığınız durum o kadar da anormal değil sanırım, lütfen gözünüzü dikip ağlayan çocukla annesine bakmayın. Hele ki ağlamaktan morarmış çocuğa acıyan gözlerle hiç bakmayın.
  • Hadi baktınız diyelim, bari haddinizi daha fazla aşıp da bu çocuk neden ağlıyor diye saçma sapan bir soruyu hiç sormayın derim. Zira sıkıntıdan patlamak üzere olan o anne size hiç beklemediğiniz bir cevap verebilir.
  • Kulakları ağrıyordur, emzik ver önerilerinizi de kendinize saklarsanız çok memnun kalırım. Zira uçağa binen herkes bu gerçeğin farkında, bu bilgiyi bilen tek kişi siz değilsiniz.

Yazan : Uçakta morarana kadr ağlayan bebenin annesi…

Uçak mı? Yok Yok Uçmayak…
5 12 votes

5 Comments

  • Anonim

    2017-01-22

    Aslında verdiğin cevapları da muhtemel diyaloglar olarak yazsana. Cok merak ettim 🙂 bir kere kötü ucusumuz oldu, onda da cok bilmislerin “helak etti cocugu” lafini yedim. Veremedigim onlarca cevap birikti ardi sira 🙂

    Reply
    • Nil Demir

      2017-01-22

      ya aslina bakarsan cok da cevap verdigim soylenemez. bazen icimden soyleniyorum, bazen kibarca tersliyorum. ama cok mutlu degilim bu durumdan.

      Reply
  • Anonim

    2017-01-22

    Yazinizi ilgiyle okudum bilakis Çocuksuz kişilere önerileriniz fevkalade bende bu durumdan muzdaribim

    Reply
  • özlem kanar

    2017-01-22

    Yazinizi ilgiyle okudum bilakis Çocuksuz kişilere önerileriniz fevkalade bende bu durumdan muzdaribim

    Reply
    • Nil Demir

      2017-01-22

      Ozlem hanim yorumunuz icin cok tesekkur ederim. Umuyorum ki oneriler yerine ulasir…

      Reply

Bir Cevap Yazın