İzmirli Almancı Anne-2

Dünkü yazının devamı….

***

Bulduğum doktor ile süre çok güzel ilerliyordu. Tiroid değerlerimi sürekli kontrol ettiriyordum, her şey aslında yolunda gidiyordu, ta ki 31.nci hamilelik haftamda – yani annelik izine ayrılmadan bir hafta önce – iş veren beni hiç bir tazminatımı ödemeden telefon da “çocuğun doğunca iki de bir hastalanacak. Biz böyle çalışamayız. Bizi mağdur edersin” deyip  isten çıkarama kadar. Kim kimi mağdur etmişti acaba. Neye uğradığımı şaşırmıştım. O ay maaşımı bile eksik verdiler bırakın yaklaşık 2 yıllık tazminatları ödemeyi. Tüm anlaşma çabalarım boşunaydı. SGK ya bile çıkışımı bildirmişlerdi. Üstelik ben çıkmışım gibi göstererek. Hemen sigortamı eşimin üzerinden devam ettirdik, yoksa doğuma o kadar az kala sigortasız kalacaktım. Fakat çalışan bir annenin SGK dan alacağı tüm ödemeleri alamadım tabii. 2 yıllık emeklerim boşuna.

Yine Almanya ile kıyaslamaya başladım ve bu orada başıma gelmezdi dedim. Hamile bir bayanı işten çıkarmayı bir iş veren aklının ucundan bile geçirmez. Tam tersine o kadının iş yerindeki pozisyonu kadın annelik izinden dönene kadar bir şekilde doldurulur ve daha sonra işe dönmek isteyen anneye tekrar verilir.Çalışan anneye doğumdan 6 hafta (annelik izini başlaması ile beraber) önce ve doğumdan 8 hafta sonra bir süre için annelik parası ödenir. Tabii ki burada olduğu gibi annenin sigortalı ve çalışıyor olması şart. Sigorta günlük 13 Euro ya kadar bir ödeme yaparken aynı zaman iş verenin de asgari ücretten fazla gelir alıyorsanız net gelir düzeyini tamamlayacak şekilde ödemesi oluyor. Yani hem sigortadan hem iş verenden alacağınız ödeme son 3 ay ki gelir ortalamanıza bağlı. Ayrıca bebek 14 aylık olana kadar devlet ebeveyn parası ödüyor. Yine son 12 aylık gelir düzeyi üzerinden hesaplanan bu ebeveyn parası en az 300 en fazla 1800 euro aylık olabiliyor. Son 12 ay çalışmamış olsanız bile 300 euro alabiliyorsunuz 14 ay boyunca. Bunun dışında çocuk 21 yaşını tamamlayana kadar çocuk başına 190 euro çocuk parası ödemesi oluyor devlet tarafından.  Anlayacağınız hem işçi haklarımı hem devlet tarafından sağlanan maddi yardımı Türkiye ile kıyaslayınca “neden Türkiye’de yaşamayı tercih ettim” düşüncesine kapılıyorsunuz. Üstelik burada her şey zaten para ile elde edilebiliyorken bu haklarımın olmaması beni üzüyordu. İş verenim bana hamile halimle çıkış vermesi ve buna bağlı zaten az olan devlet yardımını alamamam beni çok etkiledi. Elbette mahkemeye baş vurup haklarımı arayabilirdim ama bu duruma düşmek olmak bile kötüydü. Haftalarca rüyalarıma girdi, mutsuz oldum, ağladım. Üstelik doğuma o kadar az kalmışken eşimi uzak bir yere göreve gönderdiler. Gemi ile gittiği için günlerce telefon ile ulaşamadığım oldu. Yalnızdım. Ailem Almanya`da, en yakin akrabam İzmir`de, eşimin ailesi Antalya’da ama kimseyi yanımda istemiyordum zaten. Nereye gelmiştim ben, ailemin dizinin dibinden ayrılıp, büyüdüğüm ülke bana bir çok hak ve yardım sağlarken ne işim vardı benim Türkiye’de, asıl şimdi mi gurbetteydim ben?  Eşim çok etkilendiğimi fark edince ne yapıp etti görevi tamamlamadan geri döndü. Eski iş verene dava açtık ve aradan 2,5 yıl geçti halen sonuçlanmadı dava. Öyle çakal öyle pis şeylerle geliyorlar ki, sahte evraklar ile, aksini ispatlamakta zorluk çekiyorum. Yine kıyaslamalar yapıp “Almanya’da böyle bir dava açmak zorunda kalmazdım. Kalmış olsam bile çoktan sonuçlanıp hakkımı almış olurdum” dediğim bir durum. Burası mı benim ait olduğum ülke? Ve daha bu yaşadıklarımla kalmayacakmış, Mert`in doğumu ve özelikle eğitimi ile devam eden kültür savaşımda daha neler yaşandı….

Sağlıcakla kalın,

Şebnem Baydar Kara

***

İzmirli Almancı Anne-2
4.05 19 votes

Bir Cevap Yazın