İtiraf Ediyorum Hakim Bey

İnsanoğlu hayatının her döneminde kendine bile itiraf edemeyeceği duygulara, düşüncelere sahiptir diye düşünüyorum. Bazen bu duygu ve düşünceler eyleme dönüşür de insanı içten içe yiyen birer pişmanlık haline gelirler. Daha çocukken annemizden gizli yediğimiz bir meybuz, yada evcilik oynarken çubuk kraker kullanarak yalandan içtiğimiz sigaralar zaman zaman vicdanımızı yoklamaz mı Ya da mesela benim bizzat yaşadığım yazın camiye gidilen kuran kursundan kaçılarak bir arka sokakta boş geçirilen 2 saatin azabı ne zaman geçmiştir tamamen

İnsan büyüdükçe bu duygu düşünceler biraz daha ciddiyet kazansa da aslında çoğunlukça oldukça doğal, insan doğasının gereği olan durumlardan ibarettir. Sınava hazırlanan bir öğrencinin ders çalışma hakkında, ilk kez aşık olan bir gencin bunu kabullenebilme noktasında yada okulunu değiştirmiş bir öğrencinin yeni ortamına kendi kabul ettirme konusunda farklı duygu ve düşünceleri olacaktır.

Ben bugün bu duygu ve düşüncelerin, bloğumun içeriği dolayısıyla, annelik döneminde aktif olan kısmından bahsedeceğim. Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz an başlayıp ömür boyu sürecek olan annelik mesleğinde bu tarz duygu ve düşüncelerle sıkça karşılamak oldukça doğaldır aslında. Daha hamileyken değişen hormonal dengelerin etkisiyle son derece isteyerek yaptığın bebeği gerçekten isteyip istemediğini sorgulamak ne kadar normalse, karnındaki KIZ bebeğin gelip kocanı elinden alacağını hissetmen de o kadar normaldir aslında. Bu düşünceler sanırım yaşadığın ülke, yetiştiğin kültür ve içerisinde bulunduğun sosyo-ekonomik şartlara göre farklılık gösterse de aşağı yukarı yakındırlar. Her anne adayı karnındaki bebeği sevip sevemeyeceğini düşünmüştür, ya da hamile kalmadan önce eğer aklında bir cinsiyet tercihi vardıysa acaba tersi olursa üzülür müyüm diye sorgulamıştır, yine ya da bebek eğer çirkin olursa yine de sever miyim acaba diye düşünmeyen var mıdır ki? Şimdiye kadar saydığım soruların bir çoğunun cevabında anne tereddütlerinde haksız olduğunu çok çabuk farkettiğinden, (farkındalığı yaşadıktan sonra) bu düşüncelerini etrafına itiraf etmesi kolay olur diye düşünüyorum. Ancak bebek doğduktan sonra lohusalık bunalımı sırasında akılda gezinen bazı sorular vardır ki işte onlar tahmin ediyorum ki birçok annenin baş belası olmuştur. Acaba bebeğime yeterince iyi bakabiliyor muyum, bazı günler çok yorulduğumda bir of desem çocuğumu sevmemiş sayılır mıyım, ben çok yoruluyorum diye itiraf edersem acaba çok zayıf bir anne olarak görünür müyüm, çevremdeki tüm anneler en mükemmel duygunun annelik olduğunu söyluyor ben de bunu hissediyorum ama bazen kaçıp gitmek istiyorum acaba yeterince iyi bir anne değil miyim, bazen bir günlüğüne hamilelik öncesine dönüp pazar keyfi yapmak istiyorum diye düşünmem çocuğumu sevmediğim anlamına mı gelir? İşte bunlar annelerin kendilerine sürekli sorup durduğu, bırakın eşlerine itiraf etmeyi cevabını kendilerine bile vermeye çekindikleri sorulardan sadece bazıları. Eminim çok daha fazlası mevcuttur. Ben 10.5 aylık kızımla hala zaman zaman acabalara düşüyorum, bakalım ne zamana kadar sürecek bu durum. Daha önce yazdığım Annelik Kutsal da Anneler bu Kadar Kutsallığa Hazır mı Bakalım? başlıklı yazımda da değinmiştim bu konulara. Bir daha yazayım dedim, belki taze annelerin duygularına tercüman olurum, hormonal tepkimelerden yorgun düşmüş kalplerine biraz olsun su serperim.

Şimdi eğer sizin de içerinizde eşinize bile itiraf edemediğiniz bu tarz garip düşünceler cirit atıyorsa bu yazının altına isimsiz olarak itirafta bulunabilirsiniz. Hem içinizin şişi insin hem de itiraf etmeye çekinen anneler kendilerininkine benzer düşünceleri gördükçe bir nebze olsun rahatlasın. Yok benim kimseden çekincem yok derseniz isimli de paylaşabilirsiniz. Tercih sizin.

İtiraf Ediyorum Hakim Bey
4.5 8 votes

Bir Cevap Yazın