Hazır Gıdalara Dikkat!

                                   
Bir Kimya Mühendisi olarak üzerinde en çok kafa yorduğum konulardan bir tanesi kimyasallar olmuştur. Hayatımızın her anında etrafımızda olan, bizi sarıp sarmalayan kimyasallar. Şu benim laboratuvarda önlük, gözlük, eldiven varlığında temas ettiğim zararlı şeyler aslında yediğimiz hazır gıdaların içinde de mi varmış? Nasıl yani? Gıda Güvenliği Uzmanı Pınar Çatal yazdı.
***
Bazen bir kek nasıl olur da 31 bileşen içerebilir diye düşünürüm, markette meslek alışkanlığından gayri ihtiyari ambalajların arkasını çevirip okurken…
Annelerimiz bu besini un, süt, yağ, şeker, yumurta, karbonat artı belki vanilya, havuç, kakao belki de fındık, fıstıkla yapmıyorlar mıydı?
Bir kekin 1 sene ömrü olmaz sevgili anneler, hadi yapın bir kek de 10 gün dayansın…
Ne olur, evvela küflenir değil mi?
Niye küflenmiyor bu hazır kekler?
En dayanıklı gıda patojenleri küflerdir. O kadar dayanıklıdırlar ki, bir çoğu 100 dereceye kadar dayanabilirler, toksinleri daha da yüksek derecelerde de hala sağlam kalabilirler…
Bir küflenme mekanizmasını bloke edebilen şey insanın hücre ve doku mekanizmasına neler yapabilir hiç düşündünüz mü?
Biz insanoğlu gözümüzle görmeden bir şeye inanmayız… Bu etkiler ufak ufak yorar bedeni, azar azar zarar verirler…  Anlık bir sorun olmadığı için biz sorun yok diye düşünürüz..
Bu ufak zararlar gün gelir birikir de bir hastalık şeklinde patlak verirse, ancak o zaman tüh deriz…
Hazır gıdaların sadece bir kaç bileşenine değineceğim, her birini tek tek anlatmaya gerek yok…
Örneğin “potasyum sorbat”…
Elinizin üzerine değdiremezsiniz, deriyi yaralar müthiş tahriş edicidir… Küf, bakteri bu maddenin bulunduğu ortamda bırakın üremeyi anında yok olur..
Ama biz bu maddeyi çocuklarımıza yediriyoruz, olabilir mi böyle bir şey?
Ya da “glukoz şurubu” yani şeker özü, yani kanser ilaçlarının üzerine eklenilip kanser hücrelerinin bu ilaçlara üşüşüp bu madde sayesinde tüketmesini sağlamak amacı ile tıpta kullanılan bir ürün…
Aroma vericiler… Ayrıntıya girilmemiş… Allah bilir hangi yapay ortamda elde edilen hangi yapay aromalar?
Soya kesitini, gdo’suz soya kaldıysa belki de zararsızdır, kim bilir?
Helal mi üretilmiş bu katkılar ayrıca? Yurt dışı menşeilidir bir çoğu çünkü, nereden geldiler biliyor muyuz?
Bir gıdanın helal üretim olması için, içeriğinin dışında üzerinden geçtiği bantlardan bile haram bir ürün geçmemeli…
Ama kıvam arttırıcılar genelde aynı üretim bantlarında üretilirler, jelatin de bunlar arasındadır ve dünyada üretilen jelatinin en büyük kaynağı “domuz” dur, biliyor muydunuz?
Haram bir lokma geçerse yavrunuzun boğazından, bundan vebal olarak aile sorumludur bu ayrı, haram yiyeceklerin çocuğun vicdan ve ruh mekanizmasını bozduğunu biliyor muydunuz?
Sevgili anneler, seçim sizin, vicdan sizin, yarın bir gün evladınızda kronik bir rahatsızlık ortaya çıkarsa Allah korusun, ilmek ilmek büyüyen, vücutlarında biriken her bir zerre konusunda vebal sizin..

Sevgiler…
Gıda Yüksek Mühendisi ve
Gıda Güvenliği Uzmanı Pınar Çatal 
***
Yazıya puan ver

8 Comments

  • dico - komik anne

    2016-12-05

    Gıda güvenliği önemli tabi ama bir öcü yaratmadan önce şu cümle bence referanslı çalışmalarla desteklenmeli: "…haram yiyeceklerin çocuğun vicdan ve ruh mekanizmasını bozduğu…"
    İnsanların yüreğine indirmeden evvel "veballer grubu" anne babanın boynuna asılacaksa dikkatli konuşmak gerekir. Hiçkimse çocuğuna kötü baktığını hissetmek veya düşünmek istemez.

    Reply
  • Adsız

    2016-12-05

    Guzel bilgiler icin tesekkurler..

    Reply
  • GıDaCıAnNe

    2016-12-06

    Merhaba yazu sahibi olarak o kısma açıklık getirmek isterim.. Hiçbir bilinçli ebeveyn evladına bilinçli olarak kötülük etmez, etmek istemez.. Ederse bu bir vebal midir? Vebal bir nevi yükümlülüktür sonuçların yükümlülüğüdür ve bence evet bu bir vebaldir. Haram gıdaların mekanizma bozma konusunda da şunu söylemek isterim, bir hurafe maiyetinde yazmadığıma emin olun, inanmak tercihlere tabi olmakla birlikte, dünyadaki tek helal gıda sertifikalandırma kuruluşundan Kodlu Helal gıda denetçisiyim, ve sadece dini boyut hakkında değil Helal gıdaların sağlığa uyumu hakkında o kadar fazla çalışma üzerinden eğitim örneklerle desteklendi ki, pozitif bilime tümüyle inanan ben, bu duruma mümkün olan her şekilde ikna oldum..Örnek; helal kesim olmayan etlerde kan kalıntısı fazla olduğundan etteki toksin yükü çok fazla oluyor ve bedeni yoruyor, bu da ruhen de yorgun hissetmeye kadar varıyor… Tabi bunu ayrıntılı yazamadığım için akılda farklı canlanmış olabilir, kastettiklerim bu meyandadır.. Sevgilerimle

    Reply
  • GıDaCıAnNe

    2016-12-06

    Rica ederim ve londoneranne ye ben de çok teşekkür ederim Sevgiler

    Reply
  • londoneranne e

    2016-12-07

    Asil ben tesekkur ederim Gidacianne, blogumu renklendirdin…

    Reply
  • dico - komik anne

    2016-12-08

    Teşekkürler, ayrıntı olmaması olayı inanç boyutuna indirgemiş yazıda gerçekten.

    Reply
  • serhat

    2020-02-26

    Yazının ilk bölümündeki bilgiler için teşekkürler. Fakat yazının devamı tam bir hayal kırıklığı. Özellikle son cümle çok çok rahatsız edici. ”Sevgili anneler, seçim sizin, vicdan sizin, yarın bir gün evladınızda kronik bir rahatsızlık ortaya çıkarsa Allah korusun, ilmek ilmek büyüyen, vücutlarında biriken her bir zerre konusunda vebal sizin”. Bugün ve hatta şuanda hiçbir günahı olmayan binlerce anne baba evlatlarının kronik rahatsızlıkları ile mücadele ediyorlar ve yazı sahibi kimse bu anne babalara evlatlarının hastalığının vebalini yüklüyor. Hem de bir kaç paket hazır gıda yedirdi diye. Aslında bu yazıdaki en büyük problem yazı sahibinin kim olduğu; bu yazıyı bir gıda mühendisi mi yazdı, bir doktor mu, bir kimyager mi yoksa bir ilahiyatçı mı? Yazı sahibi ilgi çekmeye daha fazla tıklanmaya odaklanmak yerine birazcık vicdan sahibi olsa yeterdi aslında.

    Reply
    • Nil Demir

      2020-04-15

      Serhat Bey yorumunuz için çok teşekkürler. Öncelikle yazı yüksek gıda mühendisi ve gıda güvenliği uzmanı tarafından yazılmıştır, bendeniz ise blog sahibi Dr. Kimya Mühendisiyim. Yazılanların doğruluğu konusunda hem fikiriz sanırım. evet son cümlenin varlığı vicdani yükümlülüğü biraz fazla olmuş. evet anne babasının hiç bir günahı olmayan binlerce çocuk kronik hastalık sahibi olabiliyor ama bir o kadarı bu bahsedilen sebebplerden dolayı hastalanıyor. Ülkemizde öyle yaygın bir kesim var ki aman şimdi yemeyecek ne zaman yiyecek, çocuk o yiyecek tabi, canı çeker yazık gibi sebebplerle 1-2 yaşında bebeklerin ellerine gofretler,şekerler veriyor. Bu tüketim bilinçli ve kısıtlı bir şekilde gerçekleştiğinde belki 1-2 paket diyerek azımsayabiliriz ancak bunları günlük rutinlerine dahil etmiş aile sayısı çok fazla. amacımız hasta çocuğu olan ailelerin vicdanına dokunmak değildi, hakkınızı helal edin ama bilinçsiz bir şekilde beslenmenin yaygınlaşmasını biraz olsun engellemek için gerçeklerin gözler önüne serilmesi gerekiyor.
      sizden tekrardan yazının yazarı ve kendi adıma özür diliyorum.
      Sağlıkla kalın,
      Nil Demir

      Reply

Bir Cevap Yazın