Asıl engel kalbimizde…

Görsel http://www.istanbulolay.com/ sitesinden alınmıştır.
Önceki yazımdan da anlaşılacağı üzere son zamanlarda engellilik bilinci üzerine düşündüğüm zamanlar oldukça fazla. Aslında hayatımızın her kısmında bu konuda düşünmek hem toplumumuzdaki engelli bireyler için hem de sağlıklı olup geleceğin potansiyel engellileri olan bireyler için büyük önem taşımaktadır. Bu hafta uzmandan tavsiyeler köşemize konuk olan Özel Eğitim ve Rehabilitasyon uzmanı Nilay Hanım tecrübelerinden faydalanmamız için bize bir fırsat sundu. Buradan tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.
***
Merhabalar. Ben özel eğitim öğretmeniyim ve 4 yaşında normal gelişim gösteren bir kızım var. Ben bugün biz normal gelişim gösteren çocuklarının yaptıkları ile cok gurur duyan ve bunu her zaman her yerde dile getiren aileler olarak yaptığımız bir hatadan bahsetmek istiyorum.
Ben 31 yaşında hamile kaldığımda 8 yıldır yüzlerce engelli cocukla bir şekilde iletişime girmiş, ailelerinden hikayelerini dinlemiş, çok zaman dertlerine çare olmaya çalışmış bir özel eğitim öğretmeniydim ve ölesiye ama abartmıyorum, ölesiye korkmaya başladım ya bir şeyler yanlış giderse bebeğim engelli olursa ne yaparım diye. Korkmamın sebebi ona bakamayacak olmam değildi belki de öyle bir cocuğa en iyi bakabilecek kişilerden biriydim. Hayır ölesiye korkuyordum çünkü insanların böyle cocukları ve ailelerini nasıl dışladıklarını, nasıl yargıladıklarını bazen yakın akrabaları tarafından nasıl suçlandıklarını biliyordum. Eğer bebeğim engelli olursa ona eğitim verebilirdim fakat insanların acıyan bakışlarından, iteleyen dışlayan bakışlarından koruyamazdım. O kadar endişeliydim ki sadece belden uyuşturulan sezeryan doğumumda anestesiztim beni 2 kere uyutmak zorunda kaldı…
Hepimiz engelli olmaya aday olarak yaşadığımız bu hayatta belki de yetersizlikten etkilenmiş bireylere karşı daha fazla empati duyarak ve kendi eksiklerimizin farkına vararak yaşamalıyız. Bizlere düşen görev inanın o melekleri yaşatmaya çalışarak yaşayan ebeveynlerden daha kolay...
Peki bizler ne yapmalıyız ;
  • Öncelikle parkta, sokakta, AVM’lerde engelli bir çocuk gördüğünüzde ona sadece gülümseyin ama nasıl yeni yürümeye başlamış bir bebek gördüğünüzde içten acımadan nasıl gülüyorsanız öyle gülümseyin.
  • Bazen herhangi bir engel grubundan bir çocuk AVM’nin içinde, sokakta yere yatıp ağlayabilir başında bekleyen annesine veya babasına “ayy yazık çocuk engelli bunlarda işkence çektiriyorlar alıver kucağına” bakışları atmayın. O kişi o çocuğun herşeyiyle 24 saat kesintisiz ilgilenen kişi, lütfen yormayın bakışlarınızla.
  • Alt kat, üst kat komşunuzun engelli bir çocuğu varsa ve bazen gecenin yarısında sesler çıkarıyorsa lütfen sabah aileye ters ters bakmayın (böyle davranıldığı için bir velim taşınmak zorunda kalmıştı ve bir diğeri geceleri çocuğunu kar kış demeden araba ile sabaha kadar gezdirdiğini anlatmıştı). Öyle bir gecenin sabahında mümkünse yardım teklif edin.
Peki çocuklarımıza bu anlayışlı empatiyi nasıl kazandıracağız;
  • Öncelikle bizler yukarıdaki gibi davranırsak onlarda bizim küçük aynalarımız olarak zaten bu davranışları gösterecekleridir.
  • Eğer parka engelli bir çocuk gelirse çocuğunuzdan onunla ilgilenmesini değil oynamasını isteyin.
  • Çocuğunuzun sınıfına engelli bir çocuk geldiyse (davranış problemleri gösteriyorsa bile) çocuğunuza ve çocuğunuzun yanında yetersizlikten etkilenmiş çocukla ilgili aşağılayıcı yaralayıcı konuşmalar yapmayın. Çocuğunuzun öğrenmesine engel olduğunu düşünüyorsanız bu konuyu sınıf öğretmeni ile konuşun. Beraberce sağduyulu bir yol bulabilirsiniz.
Herkesin kolay bir hayatı olmasını dilerim…
Özel Eğitim Öğretmeni
Nilay ÖZDAMAR DUGAN
***
Asıl engel kalbimizde…
5 2 votes

Bir Cevap Yazın