10 çocuğum olsa 10’unu da Londra’da doğururdum

Bloğuma yeni bir bölüm açtım farketmişsinizdir: Gurbetçi Anneler. Bu bölümde yayınlamak üzere, yurt dışında yaşayan Türk arkadaşlarımdan yaşadıkları ülke perspektifiyle bakarak hamilelik-doğum-anne-bebek konularında bir yazı yazmalarını talep ediyorum. Yayınlanan yazıları okudukça bir gurbetçi anne olarak benim de bir yazı yazmam gerektiğine kara verdim. Gerçi ben nerdeyse her yazımda değiniyorum bu konuya ama bu sefer de doğumu Londra’da yapmış olmamın artı ve eksi yanlarını yazayım dedim. Bir de yazının başlığını okuyup da peşinen ne batı özentisi bir kadın olarak yargılamayın lütfen, bir bakın sebeplerine. 

 
Ben kızımı Londra’da doğurmayı çok istedim ve bundan hiç pişman olmadım. Bu derece istememin ilk sebebi bazılarının tahmin ettiği gibi kimlikte doğum yerinde Londra yazması değil, sezeryan doğum oranlarının İngiltere’de çok düşük olmasıydı ve buna değdi. Türkiye’de olsak çok büyük ihtimalle doğumum 68 saat yerine birkaç saat içinde sezeryanla sonuçlanacaktı. Hatta belki de gününden önce gerçekleşecek olan planlı bir sezeryan (sebep: iri bebek).  İkincisi lohusalık denen son derece hassas dönemde canım ülkem insanından biraz uzak kalmış olmaktı, buna da değdi. ‘Bir tek annem olsun, bana birşey olmaz’ sözünü doğrularcasına bir performans göstererek bebeğimizin ilk 37 gününü çekirdek ailemiz+ annanemiz olarak sakince geçirdik. ‘Doğumdan sonra ilk 3 gün telefonlarınızı kapatıp çekirdek ailenizle kalmalısınız’ diye öneriler verilen eğitimlerden geçmiştik İngiltere’de, ve bunu uygulamanın tek yolu da Londra’da olmaktı. Türkiye’de olsaydık bırakın ilk 3 günü ilk 3 saatte bile bu şartları sağlamak pek mümkün olmayacaktı. 68 saatlik doğum boyunca çalacak olan telefonlardan hiç bahsetmiyorum bile. Yine İnci Azra Türkiye’de doğsaydı daha ilk günden aşı olmak durumunda kalacaktı. Anne karnından büyük bir travma ile yeni çıkmış, düştüğü dünyaya uyum sağlamaya çalışan bebemin vücuduna bilmem ne mikrobu salınacak ve ona karşı bağışıklık kazanması beklenecekti.
 

İlk 3 günü takip edecek sürede gerçekleşecek aile ziyaretleri sırasında oldukça sık sorulacak olan ‘sütün var mı?’ sorusu benim zaten zor geçen ilk dönemlerimi muhtemelen kabusa çevirecek, emzirdiğim 3 gram sütü de zamansız kurutacaktı. Yine kızımın ellerine takmadığım eldivenler, başına takmadığım şapka, Şubat ortasında tulum içine tek kat giydirdiğim kolsuz atlet herkesin derdi olacak, ben bebeğimle koyun koyuna yatmak varken bu dertlerle uğraşacaktım. Iyi ki orda doğurmuşum da tüm bunlara maruz kalmadan bebeğimin 40’ını uçurmuşum. Tabiki kızımı kucağıma aldığımda teyzeleri yanımda olsun isterdim ama teknoloji sağolsun bu yaralarımızı az da olsa sarmaya yetiyordu. Evet belki hastane süslemeleri, hediyelikler, kalabalık aile ziyaretlerinden mahrum kaldık ama yukarda bahsettiklerimle kıyaslayınca bunların pek de önemi olmadığını görmem çok zor olmadı. Hem ailelerimiz yoktu ama bizim de çok sevdiğimiz arkadaşlarımız geldi ziyaretimize; hastaneyi süsleyemedik belki ama evimizi süsledik biz de.

 
Hatta Türkiye’de doğsa çok büyük ihtimalle babasıyla kızımın ilişkisi bu kadar güçlü olamayacaktı, çünkü toplumumuzdaki ‘erkek nasıl tutsun küçücük bebeği’ yargısından dolayı babası geri çekilecekti. Çok büyük ihtimalle diyorum çünkü biz bu yargıya 37 günlükken yaptığımız Türkiye ziyaretinde uçakta başlamak üzere çokça maruz kaldık.
 
Çevremde benle aynı şartlarda olup doğumunu Türkiye’de yapmak isteyen birçok insan var. Bu da aslında benim yazdıklarımın ne kadar öznel olduğunu, kişilerin tercih yaparken olayları çok farklı yönlerden değerlendirdiklerini gösteriyor. Herkesin tercihine saygım sonsuz ama kendi tecrübelerime dayanarak iç rahatlığıyla söyleyebilirim ki 10 tane çocuğum olsa 10unu da Londra’da doğururdum.

 

10 çocuğum olsa 10’unu da Londra’da doğururdum
5 10 votes

6 Comments

  • dico - komik anne

    2016-12-09

    Kendi hatıralarım aklıma geldi Türkiye'de doğum yapmış bir anne olarak. Bize sormadan yatılı kalmak için çanta toplayıp gelen kayınvalide-kayınpeder, onları ertesi gün paketleyip evlerine göndermemiz, akabinden kayınvalideme "gelinini ziyaret ettik bak" demek için gelen ve bebekten önce valideyi soran komşular, o komşulardan birinin "karnında bebek hala var gibi" demesi, öbürünün içerde bebeyi yalnız bırakma demesi (uyuyan bebek), berikinin başına kuran asar mısın asmaz mısın diye kişisel kararlar olan inanç konularına girmesi… Biz kulak tıkadık, güldük geçtik ama tabi kaçınma isteğin yersiz olmamış. Çok da huzurlu geçmiştir.

    Baba-bebek ilişkisinde de eşim doğuma girip bebeği hemşireden bana getirdi. Ama o önyargıyla yetişen babalar gözlemledik buralarda. Kulak tıkama konusunda ustalaştık 😀 😀

    Reply
  • londoneranne e

    2016-12-09

    Biz de muhtemelen kavga kıyamet de olsa yapardık birşeyler ama böylesi çok daha huzurlu oldu herkes için 🙂 Sizi baya başarılı gördüm….

    Reply
  • Anonim

    2016-12-30

    Sansiniz yaver gitmis de olabilir. Cunku Ingiliz saglik sisteminden kacan nice insan var.

    Reply
    • Nil Demir

      2016-12-30

      evet haklisiniz bazi aksakliklar mevcut. yani b’raz karisik mevzu, tamamen ucretsiz bir saglik sistemi saglayinca onunu gorememek kacinilmaz olabiliyor. Ama hamilelik-dogum mevzularinda genel olarak duydugum yorumlar bu yonde. Londra da birkac hastane istisna tutuluyor.

      Reply
      • Anonim

        2017-07-06

        Merhabalar 27 yaşında ilk bebeğime 5.5 aylık hamileyim ve normal doğumdan çok koruyorum ki burda ki sağlık histemini gördükten sonra uykularım kaçıyor resmen … hangi hastane daha iyi edmonton Londra da yaşıyorum yardımcı olur onerilerde bulunurdaniz çok sevinirim

        Reply
        • Nil Demir

          2017-07-21

          Merhaba,

          Öncelikle normal doğumla ilgili aklınızda bulunan negatif düşüncelerden ve korkulardan uzaklaşmanızı öneririm. Bunun için en etkin yollardan biri pozitif doğum hikayelerini okumaktır diye düşünüyorum.
          Londra’daki sisteme gelirsek evet sağlık sisteminde büyük aksaklıklar olduğu doğrudur, ama ben hamile kaldığımdan itibaren çok güzel bir ilgi ile karşılaştım hatta baya şaşırdım. Doğumum UCLH de oldu, hastane son derece iyiydi, ancak diğer hastanelerle ilgili bir fikrim yok tabiki.

          Bana sorarsanız Londra’da doğumun en güzel yanı doğal doğumu iliklerinize kadar hissetmektir diyebilirima ama ihtiyaç olduğunda da çok etkin müdahalelerde bulunuyorlar. İçiniz rahat olsun kimse sizin kıvrandığınızı izlemiyor, yıllardır doğum yaptıran ebeler artık anne adaylarının dayanıklılıklarıyla ilgili fikir sahibiler. Sizin enerjinizin tükendiği noktada onlar gerekli her türlü müdahale ile size destek oluyorlar.

          Kimse size bağırıp çağırmıyor, son derece insani bir yaklaşımla karşılaşıyorsunuz ve en önemlisi size sormadan vücüdunuz veya bebeğiniz için en küçük müdahaleyi yapmıyorlar.

          İçinizi ferah tutun bebeğinizi kucağınızda aldığınızda herşeye değdiğini göreceksiniz. Bana inanın gerçekten öyle….

          Hayırlı ve sağlıklı doğumlar dilerim,

          Nil

          Reply

Bir Cevap Yazın